Sulak Alanlarda Ekolojik Riskler Çalıştayı • Bildiri Özetleri Kitabı
Konu 6 • Bildiri #32
BİR SULAK ALANIN DEĞİŞEN EKOLOJİSİ GALA GÖLÜ’NDE İNSAN FAALİYETLERİ VE SEDİMENTTEKİ ANTROPOJENİK İZLER
1 Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi
* Sorumlu Yazar: erdaloztura@hotmail.com
Özet (Türkçe)
Sulak alanlar, yalnızca yüksek biyolojik çeşitlilik barındıran doğal ekosistemler değil, aynı zamanda su, besin ve hammadde kaynaklarının kullanımı üzerinden insan topluluklarıyla sürekli etkileşim içerisinde biçimlenen sosyo-ekolojik alanlardır. Meriç taşkın ovası içerisinde gelişen Gala Gölü, doğal hidrografik özellikleri, sazlık ve bataklık alanları, zengin sucul yaşamı ve çevresindeki tarımsal üretim alanlarıyla bu ilişkinin belirgin biçimde izlenebildiği örneklerden biridir. Göl ve yakın çevresinde özellikle çeltik tarımı ve buna bağlı yoğun sulama faaliyetleri başta olmak üzere balıkçılık, hayvancılık ve doğal kaynak kullanımı, insanın sulak alanla kurduğu ilişkinin temel bileşenlerini oluşturmaktadır. Buna karşılık tarımsal drenaj, gübre ve pestisit kullanımı ile havza ölçeğinde taşınan evsel ve endüstriyel kirleticiler, bu ilişkinin ekolojik sistem üzerindeki baskısını giderek artırmaktadır.
Bu çalışma, Gala Gölü’ndeki insan–sulak alan etkileşimini göl sedimentlerinin jeokimyasal özellikleri ve ekolojik risk göstergeleri üzerinden değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Göl tabanından alınan sediment örneklerinde gerçekleştirilen çoklu element analizleri; zenginleşme faktörü (EF), kontaminasyon faktörü (CF), jeoakümülasyon indeksi (Igeo), potansiyel ekolojik risk (PER) ve kirlilik yük indeksi (PLI) gibi göstergelerle birlikte ele alınmıştır. Sonuçlar özellikle cıva (Hg) ve mangan (Mn) konsantrasyonlarının dikkat çekici düzeylere ulaştığını, cıvanın ekolojik risk açısından öne çıktığını ve göl sedimentlerinde önemli bir antropojenik etkinin kaydedildiğini göstermektedir. Gala Gölü için hesaplanan kirlilik yükü ve potansiyel ekolojik risk değerleri, sulak alan üzerindeki insan kaynaklı baskının ekosistemin taşıma ve kendini yenileme kapasitesi açısından değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmektedir.
Bu çerçevede Gala Gölü sedimentleri yalnızca güncel kirliliğin biriktiği fiziksel bir ortam olarak değil, çevresindeki tarımsal üretim, su kullanımı ve diğer insan faaliyetlerinin sulak alan üzerinde bıraktığı antropojenik hafızayı kaydeden çevresel bir arşiv olarak değerlendirilmektedir. Koruma statüsüne sahip olmasına rağmen devam eden tarımsal ve diğer antropojenik baskılar, sulak alanların korunmasının yalnızca mekânsal sınırlandırmalarla değil, havza ölçeğinde insan faaliyetleri, yerel geçim stratejileri ve ekosistem süreçlerinin birlikte ele alındığı bütüncül bir yönetim yaklaşımıyla mümkün olabileceğini ortaya koymaktadır.
Bu çalışma, Gala Gölü’ndeki insan–sulak alan etkileşimini göl sedimentlerinin jeokimyasal özellikleri ve ekolojik risk göstergeleri üzerinden değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Göl tabanından alınan sediment örneklerinde gerçekleştirilen çoklu element analizleri; zenginleşme faktörü (EF), kontaminasyon faktörü (CF), jeoakümülasyon indeksi (Igeo), potansiyel ekolojik risk (PER) ve kirlilik yük indeksi (PLI) gibi göstergelerle birlikte ele alınmıştır. Sonuçlar özellikle cıva (Hg) ve mangan (Mn) konsantrasyonlarının dikkat çekici düzeylere ulaştığını, cıvanın ekolojik risk açısından öne çıktığını ve göl sedimentlerinde önemli bir antropojenik etkinin kaydedildiğini göstermektedir. Gala Gölü için hesaplanan kirlilik yükü ve potansiyel ekolojik risk değerleri, sulak alan üzerindeki insan kaynaklı baskının ekosistemin taşıma ve kendini yenileme kapasitesi açısından değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmektedir.
Bu çerçevede Gala Gölü sedimentleri yalnızca güncel kirliliğin biriktiği fiziksel bir ortam olarak değil, çevresindeki tarımsal üretim, su kullanımı ve diğer insan faaliyetlerinin sulak alan üzerinde bıraktığı antropojenik hafızayı kaydeden çevresel bir arşiv olarak değerlendirilmektedir. Koruma statüsüne sahip olmasına rağmen devam eden tarımsal ve diğer antropojenik baskılar, sulak alanların korunmasının yalnızca mekânsal sınırlandırmalarla değil, havza ölçeğinde insan faaliyetleri, yerel geçim stratejileri ve ekosistem süreçlerinin birlikte ele alındığı bütüncül bir yönetim yaklaşımıyla mümkün olabileceğini ortaya koymaktadır.
Anahtar Kelimeler: Gala Gölü, sulak alan, insan–çevre etkileşimi, antropojenik etki, sediment, ekolojik risk, çeltik tarımı
Bu Bildiriye Atıf Yapmak İçin (Cite as):
Öztura, E. (2026). BİR SULAK ALANIN DEĞİŞEN EKOLOJİSİ GALA GÖLÜ’NDE İNSAN FAALİYETLERİ VE SEDİMENTTEKİ ANTROPOJENİK İZLER. İçinde: A. E. Erginal (Ed.), Türkiye'de Antroposen Çağında Sulak Alanlarda Ekolojik Riskler Çalıştayı Bildiri Özetleri Kitabı - Konu 6: Su Kalitesi, Kirlilik Yükleri ve Ötrofikasyon Süreçleri (s. 8). ÇOMÜ Yayınları. Zenodo DOI: 10.5281/zenodo.XXXXXXX (Zenodo İndeksleme Sürecinde)
Öztura, E. (2026). BİR SULAK ALANIN DEĞİŞEN EKOLOJİSİ GALA GÖLÜ’NDE İNSAN FAALİYETLERİ VE SEDİMENTTEKİ ANTROPOJENİK İZLER. İçinde: A. E. Erginal (Ed.), Türkiye'de Antroposen Çağında Sulak Alanlarda Ekolojik Riskler Çalıştayı Bildiri Özetleri Kitabı - Konu 6: Su Kalitesi, Kirlilik Yükleri ve Ötrofikasyon Süreçleri (s. 8). ÇOMÜ Yayınları. Zenodo DOI: 10.5281/zenodo.XXXXXXX (Zenodo İndeksleme Sürecinde)